Çayeli'nin taş ocakları
Süleyman Kazmaz'ın “Çayeli'nde Küçük Sanat Hayatı: Taşçılık ve Sepetçilik” çalışmasına göre Çayeli'nin doğusunda Büyüktaşhane, Küçüktaşhane ve Kesmetaş çevresinde taş ocakları bulunuyordu. Büyüktaşhane ocakları eski ve tanınmış ocaklar arasında gösterilir; bölgenin daha sonra Büyüktaşhane ve Taşhane olarak ayrıldığı aktarılır.
Ocaklardan çıkarılan taşların özellikleri aynı değildi. Büyüktaşhane taşı sertliği nedeniyle kapı ve pencere kenarlarında, fırınlarda ve bazı pilekilerde kullanılırken, daha yumuşak Kesmetaş taşı özellikle pileki üretimine elverişliydi. Kaynakta Kesmetaş pilekilerinin yaklaşık bir yıl, Taşhane taşından yapılan pilekilerin ise yaklaşık iki yıl dayanabildiği aktarılır.
Taşın niteliğini bilmek, bu zanaatın temel bilgilerinden biriydi. Usta yalnızca taşı yontmuyor; hangi ocaktan çıkan taşın hangi ürüne uygun olduğunu da biliyordu.
Taşhane adı ve yapı kültürü
Taşhane adı, bölgede gelişen taş çıkarma ve işleme geleneğiyle birlikte düşünülmelidir. Çayeli'ndeki Taşhane Camii'nin kuzey cephesindeki kitabede 1893 tarihi bulunur. Kültür Envanteri'nde kaynaklarda yapıyla ilişkilendirilen ustalar arasında Mustafa Şişmanoğlu, Osman Palyaçoğlu ve Ruşen Kâmiloğlu'nun isimleri verilmektedir.
Küçüktaşhane Camii'nin giriş kitabesinde de 1308/1891 tarihi ve Bekir bin Ahmet Usta adı bulunmaktadır. Bu yapılar, Çayeli çevresindeki taş ustalığının 19. yüzyıl sonundaki somut izleri arasında değerlendirilebilir.
Taş ustaları ve usta-çırak geleneği
Mustafa Şişmanoğlu
Çayeli taş işçiliğinin kaynaklarda adı geçen önemli ustalarındandır. İbrahim Taşdelen'in aile ve usta geleneği üzerinden aktarılan bilgilerde adı Osman Palyaçoğlu ve Ruşen Kâmiloğlu ile birlikte geçer.
Osman Palyaçoğlu
1893 çevresindeki yapı faaliyetleriyle ilişkilendirilen taş ustalarındandır. Kaynak anlatımında Mustafa Şabanoğlu'ndan aktarılan usta-çırak zincirinin sonraki halkalarından biri olarak yer alır.
Ruşen Kâmiloğlu
Osman Palyaçoğlu ile birlikte Çayeli'ndeki taş işçiliği geleneğinin önemli ustaları arasında anılır ve 1893 tarihli yapı faaliyetleriyle ilişkilendirilir.
Mustafa Şabanoğlu
Kaynak kişi anlatımına göre yaklaşık 85 yaşında 1918'de vefat eden Mustafa Şabanoğlu, taş işçiliğini Rizeli Çembercioğulları'ndan ve Yalı Mahallesi'nden Selimoğlu Hüseyin'den öğrenmiştir. Bu aktarım, zanaat bilgisinin usta-çırak yoluyla kuşaklar arasında taşındığını gösterir.
Geleneksel yapılarda taşın kullanımı
Ocaklardan çıkarılan taşlar kapı ve pencere kenarlarında, fırınların üst ve iç bölümlerinde ve çeşitli yapı elemanlarında kullanılıyordu. Kaynakta kapı taşlarının kendi içinde adlandırıldığı; dikey taşlara direk, üstteki taşa kapıbaşı ve alttaki taşa kapı tabanı denildiği aktarılır. Pencere elemanlarında da benzer bir terminoloji bulunuyordu.
Taşın işlenmesinde külünk, gönye, tarak, dişli ve mastar gibi araçlardan yararlanılıyordu. Böylece ocaktan çıkan ham taş, ölçülü ve işlevsel bir yapı elemanına dönüştürülüyordu.
Pileki: Taşın mutfağa dönüşmesi
Rize taş işçiliğinin en özgün ürünlerinden biri pilekidir. Pileki, özellikle mısır ekmeği ve hamsili ekmek gibi yöresel yiyeceklerin pişirilmesinde kullanılan, içi oyulmuş taş bir pişirme gerecidir.
Çayeli kaynaklarında pileki taşlarının özellikle Kesmetaş Deresi çevresindeki, Büyüktaşhane ve Küçüktaşhane'deki ocaklardan çıkarıldığı; taş çıkarılan galerilerin “pileki mağaraları” olarak adlandırıldığı aktarılır.
Pileki nasıl yapılıyordu?
1. Taş seçimi: Usta uygun kalınlığa ve yapıya sahip kaynağı belirler.
2. Ölçülendirme: Pergel ve işaretleme yöntemiyle pilekinin çevresi ve ölçüsü belirlenir.
3. Kaynaktan ayırma: Külünk veya taşçı aletleriyle taşın çevresi işlenir ve kaynak kayadan ayrılır.
4. İçini oyma: Külünk ve kazma ile taşın içi boşaltılır.
5. Düzeltme: İç ve dış yüzeyler kullanım amacına göre düzeltilir.
Çayeli kaynaklarında taşın parçalı kopmasıyla elde edilen pileki ham maddesine “kopidi” adı verildiği de aktarılır.
İyidere Pileki Mağarası
İyidere'nin Çiftlik Köyü'nde bulunan Pileki Mağarası, pileki hammaddesinin uzun yıllar çıkarılması sonucunda oluşmuş yapay bir mağaradır. Resmî kaynaklara göre mağara, hamsikoli (hamsili ekmek) ve mısır ekmeği pişirmek için kullanılan pileki taşının çıkarılmasıyla oluşmuştur.
Mağarada geçmişte duvarlardan çıkarılan pilekilerin izleri ve taş yontma araçları görülebilir. Pilekinin kendisi ise sacayağı üzerinde ısıtıldıktan sonra hamurun yerleştirilmesi ve sıcak kül içinde pişirilmesi gibi geleneksel bir yöntemle kullanılıyordu.
İyidere Pileki Taşı: Yaşayan zanaat
İyidere Pileki Taşı, 24 Temmuz 2024 tarihinde mahreç işaretiyle coğrafi işaret olarak tescil edilmiştir. Resmî tescil kaydına göre taş, İyidere Mağarası'ndaki yastık lav şeklinde yerleşmiş bazalt biriminden seçilip çıkarılan, gri renkli ve yüksek ısıya dayanıklı bir taştır.
Tescil belgesinde taşın kullanım amacına göre çeyrek (25 cm), tam (40 cm) ve kotluk (50 cm) olarak sınıflandırıldığı; ekmek pilekisi, hamsi pilekisi, frenk ocağı ve güveç kapları gibi ürünlerin üretilebildiği belirtilir.
Geleneksel üretimde yuvarlak pergel, rimit adı verilen iki ucu sivri çekiç ve külünk kullanılır. Rimit taşın kaynaktan ayrılmasında, külünk ise çıkarılan taşın şekillendirilmesinde kullanılır. Tescil belgesine göre her ustanın kendine ait bir imzası vardır ve bu imza pilekinin tabanına işlenir.
Taşın ticari yolculuğu
Kazmaz'ın araştırmasında Çayeli'nde üretilen pilekilerin yakın çevreye ve Rusya'ya gönderildiği; hamsi taşlarının da Pazar, Arhavi ve geçmişte Rusya yönüne ulaştırıldığı aktarılır. Bu bilgiler, taş işçiliğinin yalnızca yerel kullanım için değil, kıyı ulaşımı üzerinden daha geniş bir ticaret ağının parçası olduğunu göstermektedir.
Taş işçiliği neden geriledi?
20. yüzyılın ortalarından itibaren taş işçiliğinin ekonomik temeli zayıflamaya başladı. Kuzinanın yaygınlaşması pilekinin kullanımını azalttı; çay tarımının yaygınlaşmasıyla mısır üretiminin gerilemesi de mısır ekmeği kültürünü etkiledi. Daha sonra elektrikli fırınlar ve modern yapı malzemeleri geleneksel taş ürünlerine olan ihtiyacı daha da azalttı.
Betonarme yapılaşmanın yaygınlaşmasıyla kapı, pencere ve diğer yontma taş elemanlarına olan talep düştü. Ocaktan taş çıkarma, işleme ve taşıma maliyetlerinin modern yapı malzemelerine göre yüksek kalması da bu dönüşümü hızlandırdı.
Bugün geriye ne kaldı?
Rize'deki geleneksel taş işçiliği eski ekonomik yaygınlığında değildir. Buna rağmen özellikle İyidere Pileki Taşı üzerinden yaşayan bir zanaat geleneği günümüze ulaşmıştır. 2024 tarihli coğrafi işaret tescili, taşın yalnızca tarihsel bir malzeme değil, belirli bir coğrafyaya ve ustalık geleneğine bağlı yaşayan bir kültürel miras olduğunu da kayıt altına almaktadır.
Rize'nin geleneksel evlerinde görülen taş kapılar, pencere taşları, ocaklar ve fırınlar; arkalarında bir taş ocağını, bir ustayı ve kuşaktan kuşağa aktarılan bir üretim bilgisini barındırır. Bu nedenle Rize'nin taş işçiliği, mimari miras ile mutfak kültürünü aynı taş üzerinden birleştiren önemli bir kültürel hafızadır.
Araştırma notu: Taş işçiliği bölümünde Süleyman Kazmaz'ın 2000 tarihli “Çayeli'nde Küçük Sanat Hayatı: Taşçılık ve Sepetçilik” araştırması ile Rize İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün İyidere Pileki Taşı, Pileki Mağarası ve İyidere kaynakları temel alınmıştır. Usta-çırak zincirine ilişkin bazı bilgiler kaynak kişi anlatımlarına dayanmaktadır; bu nedenle kesin biyografik hüküm olarak değil, kaynakta aktarılan sözlü tarih bilgisi olarak değerlendirilmelidir.